24.02.2023
Sana bu mektubu tanıdığımız yerlere giderek hatıralarımızı
hatırlayarak yazıyorum şevval
Bu mektubu sana vermek üzerine değil ama okuyacağından emin olarak
yazıyorum. Dönüp dolaşıp tamam iyiyim tamam bitti artık başka bir noktadayım
dediğim anda döndüğüm yerin aynı nokta olduğunu anladığım yerden yazıyorum.
Yazıyorum ki unutmamak bu noktayı yaşatmak için yazıyorum. Ki biliyorsun ben
çoğu şeyi konuşamam, konuşsam da anlatamadığım çok zaman olur, Yalnızlığımın en
büyük sebebi belki de bu. Konuşamadığım için de yazıyorum.
Buraları biliyorsun. Kimi zaman ellerimizin kavuştuğu,
birbirini ısıttığı yerler buralar. Bazen de birbirini dokunmaktan çekindiği ama
deli gibi istediği yerler. Gözlerime bakarken bazen çok ciddi şekilde senin
konuştuğun benim susup dinlediğim yerler. Sen çok güzel konuşurdun şevval. Seni
susturup kendimi anlatmak içimden gelmedi sanırım hiçbir zaman. Konuşmalıydım.
Konuşmadım. Üzerine konuştuğumuz genetik kodlardan kimseye kendimi tam
açamamamdan yada başka her neyse bu. Ama en çok sana açtım en çok sen bilirsin
beni. Bu yüzden de evimi kaybetmiş gibi hissediyorum kendimi. Değişimi
bekledim, adım atmadan gelmesini bekledim. Ki yine biliyorsun, senin içinse bu
değişim, bununla savaşırım, gerekirse değişirim. Yazım yanlışları biraz
tebessümün için. Doğrusunu da bilmem gerçi, sen olsan söylerdin.
Kalbimde büyük bir karartıyla yaşıyorum bu ara. Güçsüzüm.
Kimsem yok. Bunu öylesine yazmıyorum. Çok şey oldu. Belki sadece 2 ay ama inan
bana çok şey oldu. Seninleyken pembe bir dünyanın içinde gerçeklerden
uzakmışım. Orayı çok seviyorum, keşke çıkmamanın bir yolu olsaydı. Sanki her
şey yolundaymış gibi, elini tuttuğum sana sarıldığım an yapamayacağım hiçbir
şeyin olmadığını düşünürdüm. Çok güçlüydüm uğruna savaşacağım, başaracağım şey
yanımdaydı. Senin içinmiş gibi her şey. Kendimin farkına varıyorum artık. Şimdi
nefes alırken zorlanıyorum. Bazen devam etmek istemiyorum. Bir anlık.
Yapamayacağımı, ama geçiyor. Geçiyor ve geçecekte. Tekrardan ayağa kalkacağım.
Konu ben değilim. Oradan oraya savrularak ve her gün bir miktar göz yaşı
dökerek anıyorum seni. Hüznünü hep hatırlıcam. Melankolikliğinin benim yüzümden
olduğunu düşünüyorum neredeyse ilk defa. Üzüldüğünü görüyorum. Her gün uyurken
ruhumu bedenimden çıkartıp yanına gelmeye ve yalnız uyumamanı sağlamaya
çalışıyorum. Sanmıyorum ki yapabileyim. Burada anlam sapıyor gibi ama sapmıyor
dikkat et “yapabileyim” belki yapabileceğimi yazabilirdim. Yazmadım. Canım
istemiyor.
O saçma sapan tartışmadan önceki gün son kez mutlu uyumuşuz.
İnanabiliyor musun dicem ama sen inanırsın. Sen ne güzel inanırsın.
Heyecanlandığın zaman ki aklına ilk kez düşen bir fikri aktarırken ki yüz
halini bir görsen sen de kendine aşık olursun. O heyecanının getirdiği
mutlulukla hafif utangaç ve muzip sırıtışın. Biraz sakin ama içinde fırtınalar
kopan tavrın. Son derece narin ama ayağa kalkınca başaramayacağı şey olmayan
tavrın. Kendinle alakalı belki bilmediğin bir şey. Son mutlu günümmüş. O son
uyuyuşumuz yani. Geçmişin yükünden kurtulamıyorum. Geçmişte yaşamakla
cezalandırılmış bir yapım var biliyorsun. Şevval beni biliyorsun. Kimsenin
bilmediği kadar biliyorsun. Kimsenin hissetmediği kadar beni hissediyorsun.
Biliyorum. Benim yapabileceğim ama yapmadığım yada yapamadığım şeylerin yükü
ağır geliyor. Aceleciysen aceleciliğine yaklaşmam gerekirdi, bütün adımlara
sana bırakmamam gerekirdi. Belki dahası, eril yükü üstünden almam gerekirdi.
Çabaladım. İnan bana. Dahasını yapmaya da gücüm vardı. Şimdi her gün, Her
allahın günü bir sihirli peri bekliyorum 3ay önceye dönmek için. Bir çok şey
yapabilirim ama sadece 3 ay önceye dönüp bazı şeyleri farklı yapmak isterdim.
Her gün bu düşünceyle uyuyorum. Ne kadar ağır olduğumu sana anlatamam. Bu arada
zaten anlatamam. Ben anlatamam.
Başka yerlerde başka insanlarla hayatlarımız olabilir, başka
bir şehirde bilmediğimiz evlerde sonlanabiliriz belki. Şimdiye kadar girdiğimiz
bütün evler, yattığımız bütün yataklar, tanıdığımız bütün yüzler… bizi güzel
hatırlayacak. Kimsemin olmadığını söylemiştim. Yalan değil. Benim tek ait olduğum
yer senin yanın gibi, tek evim sensin gibi, bütün enerjimi senden alıyorum
gibi, geçmişim, bugünüm, geleceğim ve sonsuzluğum. Ben bunu kabul ettim. Sensizliğin
ne demek olduğunu bilmiyorsun, nasıl ağır olduğunu bilmiyorsun, kaldırılamadığını
bilmiyorsun. Bu nedenle beni yargılama. Ben bunları deneyimledim. Yargılama
beni. Ben bir şekilde yolumu bulurum.
Fazla romantik geliyor olabilir, acitasyon yapıyorum gibi
gelebilir, içinden off yine mi de diyebilirsin. Deme. Ayrıldıktan sonra ki
dönemde hiçbir şey yolunda gitmedi. Senin için nasıl bilmiyorum. Benim tarafta
hem kişisel hem dünyevi olaylar pek olumlu gelişmedi. Beni burada tutan şey
biraz da bu belki. Leyla ile Mecnunda bir bölüm vardı bir araya geldikleri için
kıyamet kopuyordu neredeyse bizde de tam tersi gibi, tabi ki bizimle bir
alakası olmadığını biliyorum şevval. Sadece zamanlama böyle. Belki biz de bu
zamanın olumsuz havasından etilendik sadece.
Bazen durup aşkın ne olduğunu, aşık olmanın nasıl bir şey
olduğunu düşünüyorum. Aşk bir ilişkinin ilk başlarındaki heyecan gibi geliyor.
İnsan her zaman orada kalmak istiyor da kalamıyor. Her ilişki için geçerli
gibi. Bundan daha değerli olan her anını bir insanla paylaşmayı istemek, onunla
ilgili her şeyi merak etmek, ona bir şey olsa senin canının yanması, bir süre
sonra onu özlemek yanında istemek, yanında istemek, hep yanında istemek. Belki
aşk dediğimiz şeyden bile daha değerli. Farklı bir noktada değilim, olmayacağım
da. Her anını merak ediyor, her anında yanında olmayı diliyorum.
Aramızdaki karmik bağ, bu her neyse, sebebi neyse,
tamamlanmış değil. Nereden biliyorsun diye sorma, hissediyorum, artık
hislerimden başka sığınacağım bir limanım yok. Bunun daha çok üzerine
gideceğim. Burada daha değerli bir şey var. Çözemediğimiz başka bir şey. Bu
yaşadığımızın başka açıklaması yok. Bu karmik bağın çözümlendiğini almamız
gereken dersi alıp yolumuza bakmamız gerektiğini düşünüyor olabilirsin. Bunu
bize hayat gösterecek canımın içi. İşaret bekliyorum sadece basit bir işaret.
Bir gün yolumuzun kesişeceğinden, karşılaşacağımızdan,
tekrar buluşacağımızdan eminim. Belki yıllar sonra belki yarın. Bana özlem
duyuyorsan ve bu ayrılıkta sevginin değerinin farkına vardıysan yılların
geçmesini bekleme olur mu? Yarın diye bir şey olmayabilir. O zamana kadar hoşça
kal.
13.03.2023
Aslında hayatımızda yaşadığımız bir çok şeyi biz seçmedik biliyorsun. Olması gereken olmaması gerektiği şekilde oldu bazen. Olması gerekeni oldurabilmek elimizden gelmedi. Bir yandan da ilişkinin zorluğu ve hala aynı dinamikleri koruması oldurulması gerekeni düşünmeden o an olmasını istediğimiz şekilde yaşadığımız için böyle oldu gibi. Şimdi yukarıdaki cümleyi yine oku. Bir şey anladın mı? aynen öyle.
Endiro Vaey
Siraramu Erehe










